"EŞREF-İ MAHLUKAT"IN ÇOK KARA MİZAHI

 

Vallahi aklım almıyor.

Memleketimizde yaşanan son deprem felaketinde de olduğu gibi, dünyanın herhangi bir köşesinde bir doğal felaket meydana geldiğinde, oradaki insanların dinine, diline, rengine vb. bakmadan, “dost / düşman” bir çok ülke oraya yardıma koşuyor. Kurtarma ekipleri, eğitilmiş köpekler, çadırlar, alet, edevat, yiyecek, içecek, ilaç vs ile dolu uçaklar, tırlar, gemiler oraya gönderiliyor. Kampanyalar düzenlenip maddi yardım fonları oluşturuluyor. Ulusal ve uluslararası medyada yayınlanan, felaket bölgesinde gösterilen onlarca fedakar çabaları, kahramanlıkları gözyaşları içinde izliyor ve insanların ayrım gözetmeksizin özünde kardeş olduklarını görüyor ve insan olmaktan gurur duyuyoruz.

İşte “eşref-i mahlukat !” budur.

Yani yaratılmış olanların en şereflisi.

Buraya kadar tamam, ama aklımın almadığı kısım bunun öbür yüzü.

Gün geliyor, o bir kişinin canını kurtarmak için ayrım gözetmeksizin kahramanlıklar yapan “eşref-i mahlukat”, rezil çıkarlar uğruna savaşlar çıkarıp başlıyorlar birbirlerini gırtlaklamaya ve çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, asker sivil demeden yüzlerce, binlerce, milyonlarca insanın ölümüne sebep oluyorlar, bir o kadar insanı da aç, susuz, evsiz barksız, sakat, sefil bırakıyorlar. O zaman ülke ayrımcılığının, din ayrımcılığının, ırk ayrımcılığının vb bini bir para.

“Bugüne kadar savaşlarda ölen insanların sayısının 3.5-5 milyar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Savaş ortamının kökenleri eşitsizlikler, borçlanma, silahlanma,  petrol-doğalgaz ve madenlerin kontrolü (enerji nakil yollarının kontrolü) ve dünyayı kontrol altına alma isteğidir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana 194 savaş yaşandı ve 45 milyon insan öldü.

Savaş en çok çocukları vuruyor. Son 10 yılda 2 milyon çocuk savaşlarda öldü, 6 milyon çocuk sakat, 12 milyon çocuk da evsiz kaldı. Çok sayıda çocuk işkence ve tecavüz ile malnütrisyon ve bulaşıcı hastalıktan etkilendi. Savaşlarda en az 250 bin çocuk-asker kullanıldı.

20. yüzyılda savaşlar nedeniyle 110 milyondan fazla ölüm, 250 milyona  yakın sakatlık meydana geldi. Şiddet yaygınlaştı. 120 milyondan fazla insan yaşadığı yeri terketmek zorunda kaldı. Kıtlık ve hastalıklar yaşandı.

Savaşlarda ölümler daha çok sivillerde oldu. Birinci Dünya Savaşı’nda ölen sivillerin oranı yüzde 14, İkinci Dünya Savaşında yüzde 70 oldu. Bugün ise savaşlarda ölenlerin yüzde 90’ı sivil.”

Öte yandan, doğal felaketlerde ölen insan sayısı, insanların birbirlerini öldürdüklerinin sayısının yüzde biri bile değil.

Bilinen en büyük iki felaketten biri 1887 tarihinde Çin’de yaşanmış olan Sarı Nehir Seli’dir ve bu felaket 1 milyon ile 2,5 milyon arasında insanın canına mal olmuştur ; diğeri ise yine Çin’de 1931 yılında yaşanmış olan sel felaketidir ki, bu da 900 bin ile 2 milyon arasında insanın ölümüne sebebiyet vermiştir.

Oysa sadece II. Dünya Savaşında ölenlerin sayısı 60 milyon kişi.

Bunun yanısıra, savaşların yanında, doğal felaketlerin frekansı, yanı sıklığı oldukça düşük. İnsanlık “uygarlaştıkça (!)” dünyadaki savaşların frekansı bu “uygarlaşma (!)”ya paralel olarak giderek artmış. Kendi yaşam sürecinizi düşünün. Benim ömrüm süresince dünyanın bir tarafında savaşın olmadığı tek bir gün dahi olmadı.

Üstelik yaptığım mukayese sadece fiili savaşlar üzerinden. İnsanın insana yaptığı diğer zülumları (ki bunların bir çoğu fiili savaşlardan beter) burada dile getirmiyorum.

Kaldı ki, doğal felaketlerde meydana gelen büyük çaplı ölümlerin sebebi de yine insanların birbirlerine yaptıkları yüzünden ; bir kesimin kendi doymak bilmez zenginlikleri için başka insanları sefil ve yoksul bırakmalarından, doğayı vahşice mahvetmeleri yüzünden.

Sonuç olarak, doğal felaketler, insanların insanları uğrattığı yapay felaketlerin yanında devede kulak bile değil. Ama insanların doğal felaketlere karşı gösterdiği hassasiyet, insani dayanışma ve o durumda tek bir insanın canına verilen değer de, milyonları yok eden savaşlara karşı gösterilmeyen bu tür duygu ve davranışların yanında devede kulak.

 “Eşref-i Mahlukat”ı şimdi nereye koyacağız, doğrusu benim aklım yetmiyor, buyurun siz karar verin.

Doğal felaketlerdeki bu insani yardımlaşmalar acaba bir spor ya da hani televizyonlarda yayınlanan “survivol” filan tarzı bir oyun mu diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Ya da, bu “çok kara mizah”da insanlar doğaya şu mesajı mı veriyor :  “Ey doğa, insan öldürmek bizim işimiz, bunu senin yapmana karşıyız”

 

Comments