HAYATIN ANLAMI (5)

Kısacık ömrünün sonunda bedeni ile, sonra da türünün nesli, dünyası ve evreni ile yok olup gideceğini bilerek yaşamak “akıllı/zeki insan = Homo Sapiens Sapiens” için büyük bir ızdırap, kabul edilebilir gibi değil !

Buna karşı bulunabilmiş tek çare, ezeli ve ebedi bir “öbür dünya” kavramı inancıdır.

Bilimsel herhangi bir veriye, ya da bir bilgiye, kanıta vb. dayanmayan bu kavram, adından da anlaşılacağı gibi, sadece bir “inanç” !

Bu inancın çok çeşitli versiyonları mevcut ; temeli dinler ama, günümüzde kuantum mekaniği, zamanın göreceliği vb. gibi kavramlardan yola çıkılarak benzer anlamlarda materyalist teoriler de üretiliyor, ama bunlar da sadece inanç boyutunda kalmakta.

İnanıyorsanız, işte bu inanç, “hayat”a anlam yüklemek için son derece elverişli, aynı zamanda “homo sapiens sapiens”i son derece rahatlatıcı bir kavram.

Öyle ya, bu inanca göre, beden, dünya, evren, hepsi yok olup gitsin farketmez, zira ruhumuz öbür dünyada ebediyete kadar yaşayacak. Hem de dünyevi olan geçici hayatımızda öbür dünyanın kurallarına uyarak yaşamışsak, orada sonsuza kadar müthiş keyifler içinde yaşamaya devam edeceğiz.

Aman ne güzel, daha alası Şam’da kayısı !

Tek eksiği “acaba !?” sorusunun cevabının olmaması. Ya yoksa !? Ya bu da “hayat”a bizim yüklediğimiz boş anlamlardan biri ise !?

İşte, “öbür dünya” inancınız varsa, yırttınız, mesele yok, zahiri dünyada birazcık oyalanıp, öbür tarafta kalıcı bir huzur ve mutluluğa ulaşırsınız “inşallah” ve darısı gelmiş geçmiş tüm canlıların başına !

Ama “öbür dünya” inancımız yok ise, ya da bu konuda tereddütlerimiz var ise, nasıl yaşayacağız bu dünyada !?

Şöyle ;

Önce “hayat”a “hayat”ın dışında özel anlamlar veya anlamsızlıklar yüklemeye çalışmayacağız. “Hayat”ın anlamı şudur, budur veya “hayat” anlamsız, saçma sapan birşeydir gibi ahkam kesmekten vazgeçeceğiz. Yapmamız gereken şey, orijinal insana, doğal insana, yani ilk atalarımıza ulaşmak, onları anlamaya, tanımaya, onların “hayat”larını öğrenmeye çalışmak, sonra da kendimizi yüzyılların kirlenmişliklerinden paslanmışlıklarından arındırarak o ilk özümüzün güncelleniş versiyonuna uygun bir ”hayat” sürdürmekten ibaret. Bunu mevcut dünya düzeni içinde tek başımıza tam anlamıyla başarabilmemiz elbet mümkün değil. O da kolay değil ama, bunu en azından beynimizde başarabilmemiz mümkün.

O zaman ne olacak derseniz, bir şey olacağı yok ; hayat’a uyduruk, kıytırık anlamlar yüklemeden, “hayat”ı “hayat” gibi yaşayıp, yok olup gideceğiz, hepsi bu !

Comments